Hayata Dair

Her Şey Hemen Olmak Zorunda Değil: Sabır ve Tevekkül Üzerine

İnsan beklemeyi pek sevmiyor.

Bir işe başlıyoruz, hemen sonucunu görmek istiyoruz. Bir dua ediyoruz, karşılığını kısa sürede bekliyoruz. Bir sıkıntının içine düştüğümüzde mümkün olduğunca çabuk geçmesini diliyoruz.

Olmadığında ise içimizden aynı soru geçiyor:

“Neden hâlâ olmadı?”

Oysa hayatın birçok şeyi bizim belirlediğimiz takvime göre gerçekleşmiyor.

Bazen çok istediğimiz bir şey gecikiyor. Bazen bütün gayretimize rağmen bir kapı açılmıyor. Bazen de bugün kötü sandığımız bir olayın neden yaşandığını ancak yıllar sonra anlayabiliyoruz.

İnsanın en çok zorlandığı yerlerden biri belki de tam burasıdır:

Elinden geleni yaptıktan sonra sonucu beklemek.

Sabır Sadece Beklemek Değildir

Sabır denildiğinde çoğu zaman aklımıza hiçbir şey yapmadan beklemek geliyor.

Oysa sabır bundan çok daha fazlasıdır.

Sabır, zor bir dönemin içinde doğru olanı yapmaya devam edebilmektir.

Umudumuzu kaybetmeden çalışmak, öfkelendiğimizde yanlış bir söz söylememek, sıkıntı karşısında Allah’tan uzaklaşmak yerine O’na daha çok yönelmek de sabrın bir parçasıdır.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulur:

“Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.”
Bakara Suresi, 153. ayet

Bu ifade insana önemli bir şeyi hatırlatıyor.

Zorluk yaşamak, yalnız bırakıldığımız anlamına gelmiyor.

Bazen insan yaşadığı sıkıntının hemen bitmesini istiyor. Fakat belki de asıl değişmesi gereken şey dışarıdaki şartlardan önce insanın kendisidir.

Bazı Duaların Cevabı Beklediğimiz Gibi Gelmeyebilir

İnsan dua ettiğinde doğal olarak istediği şeyin gerçekleşmesini bekler.

Bir işin olması…

Bir hastalığın geçmesi…

Bir borcun kapanması…

Bir kapının açılması…

Bir insanın hayatımıza girmesi veya hayatımızdaki bir problemin ortadan kalkması…

Fakat dua yalnızca “istedim ve oldu” şeklinde çalışan bir şey değildir.

Bazen istediğimiz şey bizim için hayırlıdır ve gerçekleşir.

Bazen zamanı henüz gelmemiştir.

Bazen de çok istediğimiz bir şeyin bizim için iyi olmadığını o anda göremeyiz.

Kur’an-ı Kerim’de bu durum çok açık biçimde hatırlatılır:

“Olur ki bir şeyden hoşlanmazsınız, oysa o sizin için hayırlıdır. Olur ki bir şeyi seversiniz, oysa o sizin için kötüdür.”
Bakara Suresi, 216. ayet

İnsan yalnızca bugünü görüyor.

Allah ise bizim göremediğimizi de biliyor.

Bu yüzden bazen kabul edilmeyen sandığımız bir dua, aslında bizi bilmediğimiz bir şeyden koruyor olabilir.

Tevekkül, Hiçbir Şey Yapmamak Değildir

Tevekkül de sabır gibi zaman zaman yanlış anlaşılıyor.

“Allah’a bıraktım” deyip hiçbir gayret göstermemek tevekkül değildir.

İnsan önce üzerine düşeni yapar.

Çalışır.

Araştırır.

Tedbirini alır.

Elinden gelen bütün gayreti gösterir.

Sonrasında ise sonucu kontrol edemediğini kabul eder.

İşte tevekkül burada başlar.

Çünkü hayatımızdaki her şeyi kontrol etmemiz mümkün değil.

Ne kadar plan yaparsak yapalım beklenmedik şeyler olabilir.

Ne kadar dikkatli davranırsak davranalım bazen işler istediğimiz gibi gitmeyebilir.

Tevekkül, insanın sorumluluğunu yerine getirip sonrasında kalbini sonucun ağırlığından biraz olsun kurtarabilmesidir.

Kendimizi Başkalarının Zamanıyla Kıyaslıyoruz

Bugün sabırsızlığımızın önemli nedenlerinden biri de sürekli başkalarının hayatına bakmak.

Birisi bizden önce evleniyor.

Birisi işini büyütüyor.

Bir başkası ev alıyor.

Birisi hayalini kurduğumuz bir başarıya ulaşıyor.

Biz de kendi hayatımıza dönüp:

“Ben neden hâlâ buradayım?”

diye düşünüyoruz.

Fakat herkesin imtihanı farklı olduğu gibi zamanı da farklı.

Bir insanın hayatında 25 yaşında gerçekleşen bir şey, başka birinin hayatında 40 yaşında gerçekleşebilir.

Geç olması, değersiz olduğu anlamına gelmez.

Her çiçek aynı mevsimde açmaz.

İnsanın kendi yolunu başkasının takvimiyle ölçmesi, sahip olduğu nimetleri görmesini de zorlaştırır.

Belki bizim gecikme sandığımız şey, aslında hayatımızın olması gereken zamanıdır.

Zorlukların İçinde Değişen Bir İnsan Var

Bazı dönemlerde insan yalnızca şunu düşünüyor:

“Bu sıkıntı ne zaman bitecek?”

Fakat yıllar sonra geriye baktığımızda bazen başka bir şey fark ediyoruz.

O dönem bizi değiştirmiş.

Daha sabırlı yapmış.

İnsanları daha iyi anlamamızı sağlamış.

Önemsiz gördüğümüz nimetlerin kıymetini öğretmiş.

Belki bizi yanlış bir yoldan döndürmüş.

Kur’an-ı Kerim’de İnşirah Suresi’nde şöyle buyrulur:

“Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.”

Dikkat edildiğinde ayette “güçlükten sonra” değil, “güçlükle beraber” ifadesi yer alır.

Bazen kolaylık, problemin tamamen ortadan kalkması değildir.

O problemin içinde bize verilen güç, sabır, yardım veya yeni bir bakış açısıdır.

Her Şeyi Kontrol Etmek Zorunda Değiliz

İnsan bazen geleceği düşünmekten bugünü yaşayamaz hâle geliyor.

“Ya işim kötü giderse?”

“Ya istediğim gerçekleşmezse?”

“Ya işler planladığım gibi olmazsa?”

Bu soruların sonu yok.

Tedbir almak başka şeydir, henüz yaşanmamış ihtimallerin yükünü bugünden taşımak başka.

İnsan geleceği tamamen kontrol edemediğini kabul ettiğinde kalbi de biraz hafifliyor.

Elinden geleni yaptıysan…

Doğru bildiğin yolda ilerliyorsan…

Duanı ediyorsan…

Belki biraz da beklemek gerekiyor.

Her kapıyı zorlamak zorunda değiliz.

Bazı kapılar zamanı geldiğinde açılır.

Bazıları ise hiç açılmaz.

Ve bazen yıllar sonra dönüp kapalı kaldığı için şükrettiğimiz kapılar da olur.

Bugün Bize Düşen

Hayatın her döneminde cevabını hemen bulamadığımız sorular olacak.

Neden olduğunu anlayamadığımız olaylar yaşayacağız.

Beklediğimiz hâlde gerçekleşmeyen şeyler olacak.

Fakat insanın görevi her şeyi bilmek değil.

Kendisine düşeni yapmak.

Gayret etmek.

Dua etmek.

Sabrını korumak.

Ve sonucunu Allah’a bırakabilmek.

Belki bugün beklediğimiz şey henüz gerçekleşmedi.

Belki aylardır dua ettiğimiz bir konu hâlâ çözülmedi.

Belki hayatımız düşündüğümüz yerde değil.

Ama hikâyenin tamamını henüz bilmiyoruz.

Bir gün bugün yaşadığımız bazı şeylere geriye dönüp baktığımızda, neden biraz daha beklememiz gerektiğini anlayabiliriz.

O zamana kadar bize düşen, elimizden geleni yaptıktan sonra kalbimizi sürekli “neden olmadı?” sorusuyla yormamak.

Çünkü bazen gecikme, mahrumiyet değildir.

Bazen de Allah’ın bizim için hazırladığı daha doğru zamanın habercisidir.

Keşif Ajans Yayınevi
Okumak, düşünmek ve hayatı anlamlandırmak için…